23 Aralık 2014 Salı

Vaka-i Özlem

Vaka-i Özlem

Garipsenmeler toplumu, aşkının çok didaktik bir halini yaşıyorum. Gece uyumadığımda duyduğum yarasa sesleri kadar iç acıcı bir aşk. Taşlar ve duvarlar, sendeleyen bir iki sandalye. Acından beslediğim yaralar ve üzerindeki sıyrılmış çocuksu kabuklar. Nefeslenmek eylemi iyice ehlileşmiş bir toplum için suskun bir çaba. Aklımın ücra köşelerinde bile adının geçtiği salaş memleketler. Susmayan bir Ahmet Kaya ve arkasından gelen Müslüm Gürses. Bizim suçumuz hücrelik. Ve melankolik. Sevginin orta çağında hapsolmuş bir mağara saldırısı ve parke taşları realizmi. Hücum etmekte olan çığlıklar. Fikirlerimi ve duygularımı elinde tutan kadın. Uçurumun kenarında oturduğum aşkın en ilkel hali. Evet sevgilim tüm satırlarımda seni yazıyorum. Tüm inanmamışlığına nazire yaparcasına çekiyorum tütünümün dumanını içime. Bak saz oluyor Ahmet Kaya, söz oluyor Ahmet Kaya, susmuyor Ahmet Kaya be gözüm olsun. Sevdaya dahildi ya bu acılar da.

Ay kaçmaktan aydınlatmaz
Durası veya gidesi acı
Can.

0 yorum:

Yorum Gönder