Kasım 20’ye doğru
Evet sanırım bir karamsar topluluk savaşı arasına düşmüş
bulunuyoruz. Saçlar kaldırım taşlarına doğru uzandı, çığlıklar arasında anne
seslerini ayırmak bir sürreal resim seyrediyor. Anneler düşüyor teraslardan
çaresizlik kapılarına, devinimleri oldukça serttir kapıların. Bir pencere açmak
zor kış mevsimleri sert ve damarsız polinomlar terk mevzusunu bilmezler.
Sevgilim soğuğun damarlarımın içinde gezindiği aylardayız. Kış mevsiminde güneş
doğmaz sensizliğin ihtimaline. Ben nefes almaktan biçare düşersem bunu topluma
iletsinler. Aşk kaçınılmaz sloganı ile hançerini gezdiriyor elden ele,
şehirlerin mesafelerini belirlerken kilometre kullanırlar; aşıklara sormak
lazım. Dağ zirvelerinde sis olur, bulutlar kulaklarımızdan içeriyi en iyi
bilenlerdir. Metropollerin kanımsı kokusu nüksederse bu diyarda, ben bir bacaya
sığınacağım ve kömürler icadıdır sıcaklığın. Evet serzenişim kuşlar vasıtasıyla
taşınmalı tanrıya, zorluklar ertesinde sert bir taşa takılıyorum hayır
durdurmak için bu yeterli olamaz. Soğuğun ömrünü belirlemek ne haddine evrimin.
İlkçağlardan beri aşk yaşıyorsa annelerde yaşıyor.
Can.
0 yorum:
Yorum Gönder