Gece Vurgun Daha Bir
Taşlar karalaşmaya başladı. Gök yarıldı tekrardan. Nefesime
yerleşiyor hançer gibi şehrimizin soğuğu. Karaları duvarlara zincirletiyor bu
sevda. Bir bot, bir palaska, bir eldiven ve varoş sokakları evsizliği. Ayaza
ateşle yaklaştık. Toprak kokusunun ardından yanıyor tüm prangalar. Ellerindeki
sihir dökülüyor yangına. Çayımın demi azalıyor senin arkandaki amansız koşuda.
Kabulümüzdür sirkecilerin mahkeme duvarları. Dayanak noktaları çatırdıyor
nefsimize değmeden ömrün damarları. Kaçışın ve labirentin ardı arkası susmuyor.
Beyefendiler bekliyor yamaçları kardan görünmeyen bekleyişlerde. Ben beyefendi
olmayacağım sanırım toplum tüm kusura bakmayı versin. Veya gide yazayım
bilmediğim çukurların derinliklerine. Sanırım nefes almasamda darılmaz ağaçlar
ürettiklerine. Bir sabahçı kahvesine uğrarım gündüzleri demine değdiğimin
çayın. Saçlarını çizmek için ressam mı olmalı? Bilinçaltı deposu fazla yaralı
batarken ufukta akşam güneşi. Neredeyse sabaha değeceğiz Leyla. Saçının
kırıklarına müdahalede bulunulası suskunluk.
CAN.
0 yorum:
Yorum Gönder