23 Aralık 2014 Salı

Gece Vurgun Daha Bir

Gece Vurgun Daha Bir


Taşlar karalaşmaya başladı. Gök yarıldı tekrardan. Nefesime yerleşiyor hançer gibi şehrimizin soğuğu. Karaları duvarlara zincirletiyor bu sevda. Bir bot, bir palaska, bir eldiven ve varoş sokakları evsizliği. Ayaza ateşle yaklaştık. Toprak kokusunun ardından yanıyor tüm prangalar. Ellerindeki sihir dökülüyor yangına. Çayımın demi azalıyor senin arkandaki amansız koşuda. Kabulümüzdür sirkecilerin mahkeme duvarları. Dayanak noktaları çatırdıyor nefsimize değmeden ömrün damarları. Kaçışın ve labirentin ardı arkası susmuyor. Beyefendiler bekliyor yamaçları kardan görünmeyen bekleyişlerde. Ben beyefendi olmayacağım sanırım toplum tüm kusura bakmayı versin. Veya gide yazayım bilmediğim çukurların derinliklerine. Sanırım nefes almasamda darılmaz ağaçlar ürettiklerine. Bir sabahçı kahvesine uğrarım gündüzleri demine değdiğimin çayın. Saçlarını çizmek için ressam mı olmalı? Bilinçaltı deposu fazla yaralı batarken ufukta akşam güneşi. Neredeyse sabaha değeceğiz Leyla. Saçının kırıklarına müdahalede bulunulası suskunluk.

CAN.

0 yorum:

Yorum Gönder