28 Aralık 2014 Pazar

Çay bardağı dibinde ölen nefes

Çay bardağı dibinde ölen nefes

Kuşlar uçmaya devam ediyor ve gökyüzü de seyrelmeye. Bulutların arasında zikreden güneşler sağanaklara takıldılar, sis erbabı üç beş kişi çayları yudumluyor. Şehrin damarlarını tutmakta ellerim ve parçalanmaktan biçare derilerim. Nefesim dibinde çay bardağının, nefesim yüz tuttu özlemlerin içlerine. Zaman kavramı git gide tükeniyor aralıklarda. Kömür kokusu yakıyor ciğerlerimi bir tutam yıpranılmışlığın ötesinde. Serzenişim çırpınıyor kitap sayfalarında ve kaleminin ekseriyetinde. Saçlarından kaleler dikiyorum bilincimin en altlarına ve bu büyük bir inşaatın temeline atılacak en sağlam malzemedir. Serçeler ve kırlangıçlar aşındırıyor pencere önlerimi, rüzgarlar tıklatıyor kapılarıma düşüşlerimdeki umutları. Devriliyor bir sandal fırtınada, balıkların nefesi kesiliyor pazar günleri bu devrintiden. Adımlarımdaki yorgunluk dedikodu konusu oluyor, rüyalarım en büyük dalgaları gönderiyor devasa denizlere. Sahilimde ufak yaşlarda çocuklarım var ve bu çırpınmak ne zaman bitecektir canım, sırtımdaki yüklerin devrilmesidir an meselesi ve gel, gökkuşağı ihtiyacında en karamsar kediler, en karamsar adamlar.


Can.

0 yorum:

Yorum Gönder