28 Mart 2016 Pazartesi

Her bir derdin âlâsı

Her bir derdin âlâsı

Her bir derdin net bir travması vardır,
Âlâ dertlerin ucu gökyüzüne uzanır,
Bu benim kanayan damarımın yırtılmasıdır.
Ölüm suçuna sağlam bir elma ile karşılık verilir.
Ben omurga kırıklığında dik durmaya çalışırım.

Elbet ülke sınırlarında cambazlıktır yaşam,
Gözlerimin ikinci açık geçtiği gün toplamı,
Eh! Sanırım git gide ufalmıştır nefesim.

Uyuşan bir kolum var son bir kaç zamandır,
Ne sıkışık bir kalabalığın ortasında kırıklık,
Ne de cenaze başında elinde kürekle bekleyenler,
Bildiğim tek şey acının dozajı aşıldı.
Ve mevsim ayazı bırakmıyor.

Dizelerim oldukça sınırlı,
Kelimeler paramparça sokaklarda dolanır.
Kürek kemiğim üzerindeki neşter yeniden doğar.

İşte bir yerde şakaklarıma mızrak saplanır,
Sokağın köşesinden dönercesine gecenin sonunda.
Mutlak bir alevin kuşatmasında kalenin duvarından süzülüyorum.
Direnebilecek dayanaklarım düşman elinde,
Küçük bir kız çocuğu edasında ölüyorum.

Can.

14 Mart 2016 Pazartesi

Kan Havuzu

Kan Havuzu

Derin bir kan kusmuğu üzerinde yüzmekteyiz,
Eli asa tutan tüm devlet çalışanları ücretli izinde.
Kızımı korumak için bombalar bekletiyorum,
Ülkemin sınırları içinde ölmek mübahdır.
Saat kaç olursa olsun geceye mehildir.

Elbette her köşede kafası kan ile boyalı bir insan bulunur,
Sabahın ilk ışıklarını kan yansımasından görebilirsiniz,
Ne cellat-ı sükunet bir davranış.

Kelimelerimin ayırdında bir kuşun kanatları yolunuyor,
Uzun tasvirlerimin rengi üzerinde paçavra örtülü.
Garip ve anlaşılmaza, garip ve anlaşılmaz yaraşır derdi,
Mahallenin en yaşlı amcası.
Kış geri geldiğinde beyaz manalı bir renk olmayacak.

Açık kalan baca deliğinden yarasa dolar,
İşte size son derece kaliteli bir espri,
Ülkemde huzur vardır.

Can.

3 Mart 2016 Perşembe

Yarım açık bırakılan pencere

Yarım açık bırakılan pencere

Aksine yüzen bir gemi devrildi,
Yırtık devinim ölmek gibiydi.
Kavimler kapıları kapattı,
Venüse çıkışın yedinci pazartesiydi.
Ellerim kandaydı, gözlerim kara delikte.

Patlak sokak lambasının yarım aydınlattığı köşebaşındaydım,
Kış ağırlığını artırırken paltomun çoğu yeri yırtık.
Sağlam bir sarsılmak duamın ilk kublesidir.

Nerde bir cenaze görsem damarlarım paçavralardı,
Ağlayan gözlere anlamsız bakışlarım söz konusu.
Derin bir enstrümanın gölgesinde gece eritmekteyim.
Saksının dibinde kalan su birikintisi kadar ciğerim kaldı,
İşte bu görünen tabuttaki dört koldan bir tanesidir.

Ölüme dair söyleyeceğim sözlerin bir kısmını erittim,
Tavrımın has paradoksu kentin ortasındaki parkın kapalı duvarları,
Elbette toprağın altında eşitliğimizin garantisi var.

Feryat eden bir sırtın varsa yapabileceğin bir demirci bulmaktır,
Kız çocuklarının melek olma ihtimali üzerine teori üretmektir.
Evimin duvarı bu feryadın evrim geçirmiş halidir.
Zaten bir acının sonraki evresi duvardır.
Ah! Zihnimin içinde ölümcül bir katliam var.


Can.