Her bir derdin âlâsı
Her bir derdin net bir travması vardır,
Âlâ dertlerin ucu gökyüzüne uzanır,
Bu benim kanayan damarımın yırtılmasıdır.
Ölüm suçuna sağlam bir elma ile karşılık verilir.
Ben omurga kırıklığında dik durmaya çalışırım.
Elbet ülke sınırlarında cambazlıktır yaşam,
Gözlerimin ikinci açık geçtiği gün toplamı,
Eh! Sanırım git gide ufalmıştır nefesim.
Uyuşan bir kolum var son bir kaç zamandır,
Ne sıkışık bir kalabalığın ortasında kırıklık,
Ne de cenaze başında elinde kürekle bekleyenler,
Bildiğim tek şey acının dozajı aşıldı.
Ve mevsim ayazı bırakmıyor.
Dizelerim oldukça sınırlı,
Kelimeler paramparça sokaklarda dolanır.
Kürek kemiğim üzerindeki neşter yeniden doğar.
İşte bir yerde şakaklarıma mızrak saplanır,
Sokağın köşesinden dönercesine gecenin sonunda.
Mutlak bir alevin kuşatmasında kalenin duvarından süzülüyorum.
Direnebilecek dayanaklarım düşman elinde,
Küçük bir kız çocuğu edasında ölüyorum.
Can.
Her bir derdin net bir travması vardır,
Âlâ dertlerin ucu gökyüzüne uzanır,
Bu benim kanayan damarımın yırtılmasıdır.
Ölüm suçuna sağlam bir elma ile karşılık verilir.
Ben omurga kırıklığında dik durmaya çalışırım.
Elbet ülke sınırlarında cambazlıktır yaşam,
Gözlerimin ikinci açık geçtiği gün toplamı,
Eh! Sanırım git gide ufalmıştır nefesim.
Uyuşan bir kolum var son bir kaç zamandır,
Ne sıkışık bir kalabalığın ortasında kırıklık,
Ne de cenaze başında elinde kürekle bekleyenler,
Bildiğim tek şey acının dozajı aşıldı.
Ve mevsim ayazı bırakmıyor.
Dizelerim oldukça sınırlı,
Kelimeler paramparça sokaklarda dolanır.
Kürek kemiğim üzerindeki neşter yeniden doğar.
İşte bir yerde şakaklarıma mızrak saplanır,
Sokağın köşesinden dönercesine gecenin sonunda.
Mutlak bir alevin kuşatmasında kalenin duvarından süzülüyorum.
Direnebilecek dayanaklarım düşman elinde,
Küçük bir kız çocuğu edasında ölüyorum.
Can.