19 Ocak 2018 Cuma

Gün Batımı

Gün Batımı

Derin anlam kargaşasında nefes soluyorum,
Dolunayın altında zihnim eriyor.
Parçalı bir bulutlu havanın ardında ağır, oldukça ağır hapsoldum.
Bu benim ardından gece gelen gün batımım.

Karanlık bir gecenin ardından bulutlu havada tozlu arabaların ağrısı var içimde,
Kaotik duran ruhumun ölüm çığlıkları kulağımda.

Evvela bir sokak lambasını yüklüyorum dolunaya,
Yetmiyor kışın ortasına kardan aylar çiziyorum.
Gizemli bir köşe başında vuruluyor altı yaşında bir kız çocuğu.
Başımın ağrısından sisi göremiyorum.

Çorak yapraklı bir ağaç altında yağmuru bekliyorum,
Gözlerimin en ağır şikayeti bu ölümcül buhulanmadır.

Elleriyle ruhumu üfleyen bir serçeyi kanatsız gördüm.
Kaos ışığında son nefesini verirken duygularım,
Anlamsız bir sabahın gelmemesi için budadım tüm evrenimi.
Boş ve geniş bir yatakta omurgalarım dağılıyordu.

Ben son kez bir ölüme şahit oldum,
Ormanımı sudan koparan yeis bir zihin karışıklığında.

Son kez nefes almaya çalışırken kömürler damladı burnumdan.
Can veren eller ile huzurumun boğazı sıkıldı.
Kirpiklerimin arasındaki mil ağarmakta.
Sabaha kalmadı tek bir zaman.

Can.

5 Ocak 2018 Cuma

Kül Yağmuru

Kül Yağmuru

Bir gökyüzü akşamında yürüyorum,
Heybemde ağır ölüm, ağır yankı.

Dolunayın altında ağır azap yollarından şarkı dokuyorum.
Saçlarının arasında cenazemin 40. günü.

Ağır şartlar altında çalışan işçiyim,
Sabah olmak bilmez, gece savrulmadan durmaz.

Bir gizin ortasında öylece acınıyorum,
Sabah kahvaltısının ağır hasretinde.

Bu yollar en sevdiğim ölümün yalpalayışı,
Her umut vericinin elinde idam sehpası.

Ruhsuz varlıklar hakaret etmezler derdi eski bir şair, unutulmuş.
Onların elinde ağır huzurlu bakışlar vardır.

Eh bu kahroluşu da hatıratıma ekledim.
Heybemin ucu bucağı yok.

Ne geleceği var sert bir güneşle sabahın,
Ne de ruhsuzların merhamet etmeye niyeti.

Ne unutmaya niyetim var bu ağır saldırıyı,
Ne de ilan etmeye anlamsız ateşkesi.

CAN.