Yarılanan susma eylemi
Bir kahve sözü veriliyor, hatrı sayılamayacak kadar çok, telvesi kırık bir kahve. Ara ara yağan hançerler dudaklarımın arasında. Parmak uçlarımın sızlaması meylini gerçekleştiriyor yarım kalmışlığa. Susuyor susmaması gereken onca suskun serçe. Kanatlar suratıma çarpıyor. Nevrim dönüyor ve başım çatlıyor eklem yerlerinden. Alevler serzenişe geçiyor omuzlarımdan. Kalbimin içinde küçük bir kız çocuğu canlı canlı mezara gömülüyor bir iki kısık ağıtla. Gerici oluyor tüm tavırlarım, duraksanmalar eşlik ediyor uçurumdan yuvarlanmalarıma. Nefsim sesini kesmiş öylece bakıyor düşüşümde açılan yaralara. Toprak kokuları ciğerlerime doluyor. Ansızın çığlıklar çarpıyor kürek kemiklerime. Toplayamadığım bir şehir çıkmazında adice hesapları yapılıyor üzerimden çıkacak kanlarımın. Pamuk eller yırtık cepleri yokluyorlar. Bulutlar kararıyor ve yeryüzüne dökülüyorlar. Toplum çok sessiz. Körler ve sağırlar bir masa hazırlıyorlar. Ölümün o sert kokusu ozonu deliyor. Sanırım sert bir düşüş izletiyorum en büyük kavimlere ve kiliselere. Kırmızı sesler minarelerden bağırıyorlar. Çoban yıldızı kulağını tıkar ve. Bilmiyorum.
Can.
4 Ocak 2015 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder