Bir yanlış sekiyor göğsümüzde, güneş eritmekte kurduğumuz buz dağlarını ve devinimler oldukça yavaşlıyor. Kahroloji ertesinde buruk bir savaş gazisi edasıyla yuvarlanıyorum. Tepemde kavurucu bir parçalı kar. Ölümüm anonsu kaybediyor. Perçemlerden sakallara düşüyor taze kelimeler. Duvağın altından bakıyor bir serçe göç yollarına. Kaldırım taşlarına bas basa yürüyor takıntılı ufak bir kız. Ayakları oldukça küçük fakat ezip geçiyor onca anıyı ve saldırıyı. Dünyanın gözleri önünde katlediyor bahçelerdeki diğer çocukları. Gözlerindeki bakış yıllar öncede böyle acıtırdı. Sanırım saçları işgal altında olmalı. Sesimde bir kısıklık mevcut. Durmaksızın ağrılar başlıyor ensemin derinlerinde. Dumanlar çepeçevre hissettiriyor ciğerlerimi. Donan nehirler birer birer aleve düşüyorlar. İncir ağaçlarından sallanıyor atkılar. Siyahlık gün yüzüne çıktı çıkalı gülememiş bir çeneye sahibim. Ne zaman düşeceğim konusunda fikirlerim alt tabakaya kadar ulaştı. Dizlerimdeki parçalanmışlık ilhamı oluyor bir yazarın. Saçları kısa ve mutlaka ömrüde öyle olacak. Beklerken alamadığı nefesleri doğaya zarar vermekte. Susmalıyım uzun bir dönem ve bu ziyaret mahşer alanına. Toplum gözlerini oldukça kör etmiş. Kolu kırık kapı eşliğinde seslenmekteyim.
Can.
0 yorum:
Yorum Gönder