23 Aralık 2014 Salı

Ekimin en güzel günü ömrümün 24’ü

Ekimin en güzel günü ömrümün 24’ü

Merhaba sevgilim, umut dağlarından sesleniyorum sana. Bir uçurum var bu dağlarda ve kış soğuğu günden güne artmakta. Pantolonum ve ceplerim hep yırtık. Birkaç bozukluğu gezdiriyorum ellerimin arasında. Bu dağlarda kokun var, bilirsin ne severdim kokunu ve saçlarını hatta derdim ki hani bir gün bir felaket gelirse şehrimize, toplumumuza kurtuluş elbet saçlarından ve kokundan oluşacaktır. Neyse ki gökyüzünde birkaç bulut var bugün ve serçeler bulabiliyorlar yollarını. Serçeler önemlidir, onlar taşırlar tüm gökyüzünün hüznünü yağmurlara. Benim sokaklarım çok karardı sevdiğim kadın. Hani kaldırım taşlarım adını söylemekten sıkılmazlar vesselam. Günler zincirlendikçe birbirine bir özlem daha asıyorum bu umut dağının uçurumuna. Uçurumlar ölümcüldür ve kargalar tehlikelidir buralarda. Yıldızlar çıktığında ortaya geceler gözlerim hep seni arar sevgilim çünkü başka bir kaçışım yoktur benim ya da hiç bilmem yıldızlar başka nerede doğarlar. Bilirim ki yıldız sendedir saçlarındadır aydınlatır geceyi dahi. Eh Shakespeare de selamımız olsun aydınlattığı geceler için ve Onur’a da.

Zikrettiğimiz bir şey vardır ki son kuş düşene kadar göklerden beklemekse beklemek, sevmekse sevmektir canım. Yirmi dörtler uğurdur canım ve her yirmi dört gülümsemende durur ve zamanda.


Can.

0 yorum:

Yorum Gönder