25 Haziran 2016 Cumartesi

Kırlent

Kırlent

80'li yılları görememiştim son baharda,
Ruh yaşımın celladıyla aynı masada oturdum.
Doğanın gazabına uğramış kerpiçten bir evdim,
Kanadımın kanayan yarasıyla irtifa kaybettim.
Ne zor şu sabahların aydınlanması gecenin ertesinden.

Kızımla bozkıra nazır bir bankta deniz kokluyoruz,
Yazın sırtından düşen dondurmalı gecelerde.
Tek gözü seyiren, kafası şişmiş bir adam ile.

Kayalıkların arasına sıkışmış yaş aralığım,
Ahirete bir saç örgüsüyle bağ kuruyorum.
Benim mavi boyalı duvarlarda dizimi kanatmışlığım var,
Hani akmak gibi gökyüzünden derin bahire doğru,
Sıcağından buharlaşırken sevginin.

Ah! zor ağabeyim zor,
İskeletinin parçaları ile aynı odada kafa patlatmak,
Boğulmak ya da boşaltılmış bir havuzda.

Bu devri sağlam bir hayal kırıklığı ile sonuca erdiriyorum,
Kırık bir omurgam, iki üç dize ile.
Canımın orta yerindeki vahşeti de alıyorum yanıma.
Sanki ayazdan hediye edilmiş titreme,
Ben bir de küçük bir mum yakayım en iyisi.


Can.


0 yorum:

Yorum Gönder