Yokluğun devir saati ve hançere mehli yarım örgü
Sabah ezanı arkasından kaydıraktan düşüyorum,
Beyin hücrelerim migrenine saygıya geçiyor,
Savaş sızıyor beneklerinden nefsimin.
Bir kız çocuğunun kemikleri çatırdıyor, gamdan.
Bu nem baskıyı artıyor omuriliğimde.
Şafakla beraber tükürülüyor kinler,
Kilimler sirkelenme eğiliminde usta.
Sırtımın yaraları evliya tabibi.
Bu takibi durdurmaya yetecek ağır silahım yok.
Ve kabilem, şeyhlere döker nacakları.
Ağır bir siyah, kalbim,
İkiyüzellibin yaşında bir levhim.
Pirim ve varoşum, mayhoşum.
Şakaklarımdaki kıvılcım pekala vurgun.
İki kaşımın arasında salıncaktadır kızım.
Ölüdür veya bir serçe kadar, sapanın ucunda.
Ayakları mıcıra yaklaşır, saçları döküktür.
Montunun içinde kar.
Gözlerinin içinde bir ölümün en sağlam yumruğu.
Saflığına ağlar tersine düşkün denizler.
Bu gece beraber ölürüz,
O ayağını kıstırır kayaya.
Başım hep bir burhanda.
Sinir uçlarıma kadar Vietnam'dayımdır.
Ya da kopuk damarımın ucunda bir Türkmen.
Diri diri nallarlar atları ve bu apaçık kırımdır.
Bel boşluğunda karşı komşunun çenesi kalır.
Ağzı açık akbabaların tüyleri çıplak.
Ellerimin titremesi kafiye yutturur.
Bu da böyle bir yokluktur işte, elleri saçının örgüsünde bir yavrum, hançerle.
Can.
11 Temmuz 2015 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder